Esenköy Lehçesi
A --
Abuu : Çok, asiriligi ifade etmek için ünlem sözü.
Aboo : Hayret etmek, sasirmak.
Ababacik haa!: Büyüklügüne hayret etme ünlemi.
Aniz : Biçilen bugdayin tarlada kalan köklü sapi.
Alama : Avuç içini dolduracak kadar büyükçe tas.
Aaar : Hayvanlarin barindigi yer.
Alaf : Hayvanlarin saman yedigi yer
An : Tarla siniri.
Alata : Alismis.
Amasmak : Sarilmak, sarilarak yukari çikmak, tirmanmak.
Apismak : Ayaklari açmak.
Agdirmak :Yukari sürmek.
Abcallamak : Üstünden atlamak.
-- B --
Boba : Baba
Bozçalamak : Hafif karistirilarak az pisirmek.
Böyün : Bugün.
Billa : Kocanin kiz kardesi.
Barabar : Beraber.
Beri : Yakin.
Babiç : Ayakkabi.
Borda : Burada.
Börülce : Fasulye.
Baça : Bahçe.
Boduç : Topraktan yapilan küçüksu kabi.
Bissi : Kedi.
Bögelek : Hayvanlari sokan sinekten büyük böcek.
Bülük : Küçük erkek çoçugun erkeklik organi.
Bizalamak : Sigirin dogurmasi.
Bide : Bir defa daha anlaminda.
Biyol : Bir defa.
Banmak : Tadina bakmak.
Bilamak : Karistirmak.
Bidiris : Sessiz olmak.
Bidiramak : Konusmak.
Becevis : Degistirmek, ayni degerde esya degisimi.
-- C --
Cingirak : Yere çakilan kazik üzerine yerlestirilen uzun agaç. Iki tarafina binilerek döndürülür.
Cibi : Tavuk ya da kus yavrusu.
Cereme : Zarar etme, fazladan masraf etme, zarar ziyan
Cozutmak : Saçmalamak, bunamak, mantiksiz isler yapmak.
Cibildak : Soyunuk sekilde.
Cuvap : Cevap.
-- Ç --
Çökelek: Peynir Çesiti, "deri peyniri".
Çilte: Oturmak için yapilan küçük yer dösegi.
Çiki: 1. Agizi lastikli bez torba 2. Ekmek sarilan bez parçasi.
Çarik: Hayvan derisi ve lastikten yapilan ayakkabi.
Çapittan: Eski bez parçalarindan dokunan yazgi.
Çulhalik: Çul dokunan tarakli tezgah.
Çul: Keçi kilindan dokunan yazgi.
Çaal: Bahçe veya tarlalarin sinirini tastan kuru yiginti seklinde örülen duvar.
Çinga: Çinko.
Çücük: Bugday tohumunun fisillemesi.
Çiltim: Üzüm salkiminin parçasi.
Çigin: Omuz.
Çermenmek: Kadinlarin eteklerini beline dolamasi.
-- D --
Daa: Uzaktaki yer tarifi.
Dünne: Dünya.
Dont: Esenkoy`ün eski adi
Dadanmak: Alismak, tatmak.
Daramantoz: Daginik parçalanmis,talaman yoz..
Degidi de: Sasirmak anlamini ifade eden ünlem.
Dabiyat: Huy.
Dinnak: Çok çok az.
Dinnaçik: Olabildigince az.
Dilcik: Akli havada, haylaz kiz.
Dimi: Lastikli pantolona benzeyen giysi.
Depmek: Bastirarak doldurmak .
Doru: Atin genç olani.
Duroo: Dur bekle anlaminda ünlem.
Demi: Sözü onaylatmak anlaminda kullanilan soru edati.
Deynek: Bir metreden biraz uzun, ince agaç parçasi.
Deyi: Söyleyerek anlaminda ünlem.
Deyor: Söylüyor anlaminda ünlem.
Dögen: Harman döverken hayvanlarin çektikleri üstü agaç, alti çakmak tasi olan aygit.
Digan: Yemek pisirmeye yarayan tek kollu tencere, "tava"
Dika: Toprak kaplarin agizlarini kapamaya yarayan agaçtan yapilan veya çam kozagindan kapak.
Destimen: Muhtarin hizmetindeki köy bekçisi.
Döndüreç: 1. Saç ekmegini pisirirken döndürmeye yarayan agaçtan yapilan aygit.
Dikelmek: Ayakta durmak.
Degmek: Dokunmak.
Dastar: Özel olarak dokunan yöresel bas örtüsü.
Dibek: Iri tuz ve baharatlari ezme isinde kullanilan kap.
Dillanmak: Sallanmak
Dengilmek: Otururarak hafif yan yatmak
Dusaklamak: Hayvanlarin ön ayaklarinin birbirine iple baglanmasi.
Diremlemek: Kapiyi içeriden saglamca kilitlemek.
Dangiramak: Yüksek sesle kalin ve zevksiz konusmak.
Dürm: Su içmeye davet anlaminda çagri ünlemi
Dakmak: Baglamak.
Dikim: Bir parça ya da, bir lokma yiyecek.
Diminmak: Çömelerek bekleme.
Dikamak: Kapamak.
Da bisene: Geçen yil
-- E --
Hellik: Ekin biçerken parmaklara takilan agaçtan yapilmis aygit.
Egnel:Ekin biçerken iznenen yol.
Eyer:Atin sirtina konan oturmaya yarayan semer.
Emme: " Ama " anlaminda kullanilir.
Eyi: Iyi.
Egirmek: Örmek, birlestirmek.
Enneme: Mantar türü.
Evmek: Acele etmek.
Esme: Bir yeri esmek.
-- F --
Fiçi: Bidon.
Fiydirmak: Elle uzaga atmak.
-- G --
Gatmar: Yufkadan yapilan saç böregi.
Garga: Karga.
Girla: Hizli, toplu hareket etmek.
Gidismek: Kasinmak.
Girisme: Ise baslama.
Gursak: Bogaz.
Gücüle: Simdi.
Göynüm: Gönlüm.
Gümül: Bugday destelerinin üst üste konmasi, susam demeti.
Gene: Bir daha.
Geloru: Gelebilir.
Geliboturu: Geliyor.
Gatiyan: Asla
Gözel: Güzel.
Golan: Yünden örülerek yapilan ip.
Geyin: Onun için anlaminda ünlem.
Güyüm: Topraktan yapilan büyükçe su kabi.
Güveç: Topraktan yapilan tabak seklinde kab.
Görek: Anahtar.
Geven: Yaylalarda olan bitki türü
Gocunmak: Suçlu oldugunu hissetmek.
Gavaraci: Bos ve gürültülü konusan.
Giymana: Kadinlarin baslarina örtülen süslü yöresel dastarin örtünme çesidi.
Gatmak: Doldurmak.
Göde: Kisa sisman.
Gunnamak: Esegin dogurmasi.
Gocili: Yakin arkadas.
Ganirmak: Egerek, Zorlayarak kirmak.
Giran: Salgin hastalik,Kenar
Güverti: Yesillik, havlu.
Garanki: Karanlik.
-- H --
Havit: Devenin üzerine oturmak ya da esya sarmak için yapilan semer.
Hi: Al buyur anlaminda davet sözü.
Hadibakan: Hadi göreyim.
Hende: O, su bu anlaminda isaret zamiri.
Haa: Hayir anlaminda ünlem.
Hiye: Öyle, evet anlaminda onay sözü.
Holuz: Bugday elemeye yarayan büyük gözenekli elek.
Holluk: Tavuklarin yumurtlama yeri, "folluk".
Harim: Bahçenin etrafina çalidan örülen çit
Hergeleci: Köyün hayvanlarini otlatan siyirtmaçi (Öküzcü) nün yardimcisi olan yavru hayvanlari otlatan.
Honu: Su kabi
Halva: Helva.
Hangi: Hangi.
Harani: Büyük tencere.
Hele: Öylemi sorusu.
Hoppala: Olurmu simdi?
Halal: Helal.
Hatir: Itibar.
Hirlama: Köpegin saldiri öncesi sesi.
Hodul: Kalin, kaba.
Hosbes: Sohbet
Hösmerim: Süt kaymagindan yapilan yiyecek.
Harar: Kildan dokunan saman koymaya yarayan büyük çuval.
Höle: Söyle.
Hora: Surasi.
Hötte: Orasi.
Helberi: Idare eder anlaminda söz.
Höteki: O anlaminda.
Hiye: Evet.
-- I -- I --
Innak: Biraz.
Innacik: Birazcik.
Iradiya: Radyo.
Ilica: Kaplica.
Iram: Yünden dokunan kumas.
Ihicik: iste anlaminda.
Ilik: Dügme.
Irbik: Topraktan yapilan ümzüklü su kabi.
Istar: Kilim dokunan tezgah.
Isiran: Ocaktan kül almak için demirden yapilan alet.
Ivir Zivir : Küçük önemsiz esya.
Ispirte: Kiprit.
Idare: Gaz ile yanan alti honi,üstü camsiz,fitilli lamba.
- K -
Kirkmak: Makasla kesmek.
Köcek: Oyuncu.
Kancik: Disi.
Külür: Misir (Dari)`nin çekirdeklerini sardigi kisim.
Külüstür: Çok eski.
Koruk: Üzümün olgunlasmayani.
Kupa: Su bardagi.
Keerli: Kazançli.
Kurdesen: Allerji.
Kösek: Deve yavrusu.
Kipçik: Çokhareketli, Yerinde duramayan.
Kopil: 5 ile 10yas arasi küçük erkek çocuk.
Kizan: Aileden çocuklar.
Kecek: Elbise, Giyicek.
Kavul: Anlasma, Sözlesme, Kavil.
Kosan: Koyun ve keçilerin sagildigi yer.
Kese: Bezden yapilan torba.
Kuzluk: Koyun ve keçi yavrularinin bekledigi yer.
Kalbir: Çok büyük gözenekli bugday elegi.
Kimçi: Katir çiftinde katira yürümesi için vurulan sopa.
Kiyna: Inatçi.
- L -
Laf Ebesi: Çok laf bilen.
Lüzger: Rüzgâr.
- M -
Murt: Mersin
Mana Bulmak: Ayiplamak.
Mih: Çivi.
Miy miy etmek: Alinmak, hafif aglamak.
Miziramak: Gözyasi dökerek miriltili nazlanmak.
Maar-Miar: Çesme.
Mutaf: Yan duran kilim tezgâhi.
Manaa: Kabahatli.
-N-
Nacap: Nasil?
Netcez: Ne Yapacagiz?
Nedecen?: Ne Yapacaksin?
Neddin: Ne Yaptin?
Ne Var-yok: Nasilsin gibi hal hatir sorma.
Narasin: Yok oldugunu üzülerek söylemek.
Nisleyon: Ne yapiyorsun?
-O-Ö-
Oban: Degirmenin su borusu.
Oluk: Agaçtan yapilmis çesme borusu.
Obaçanaa: Komsuya çok giden kisi
Oklaaç: Yufka açmaya yarayan silindirik agaç parçasi.
Oku: Dügün davetiyesi
Öteberi: Küçük esyalar
Öte: Uzak.
Örk: Hayvani sikkeye baglayan zincir.
Ötebasa kadar: Sonuna kadar.
-P-
Potur: Kildan dokunan pantalon.
Potin: Bot.
Pine: Golan dokumak için kurulan tezgâh.
Pestemal: Kadinlarin önüne taktiklari yarim eteklik.
Pardi: Toprak evlerin tavanina dizilen çam yarmalari.
Payam: Badem.
Poçu: Atki, dolak.
Paytar: Veteriner.
-S-
Seyil: Sahil.
Seyitmek: Kosmak.
Safa geldin: Hos geldin.
Sintireli: Sinirli.
Silbis: Bebeklerin besikte çisini yaptiklari toprak kab.
Sibek: Bebeklerin besikte çisini silbise ulasmasini saglayan kargidan yapilan boru.
Sayacak: Üzerine tencere konulan demirden yapilan alet, sacayak.
Sefertasi: Agzi kapali tencere.
Sögen: Harim yapmada kullanilan bir ucu yere çakilan agaç.
Saar: Tasdik etme anlaminda ek.
Safa irbik: Topraktan yapilan orta boy su kabi, genelde misafirlerin su içmesi için veya abdest almasi için kullanilir.
Sagan bakiri: Süt sagilan kab.
Söbü: Enli, uzun, söbe.
Samit: Konusamayan kisi.
Sömürmek:Yiyecegi kasiksiz tabagindan direk yemek.
Savalamak: Uzaklastirmak, defetmek.
Siybinmak: Sarilarak asagiya inmek.
Savak: Büyük ariktan küçük ariklara suyun dagitildigi yer
Sirf: Devamli.
Sillik: Ahlaksiz uçari kiz.
Sirlet: Simarik.
Sindi: Simdi.
Sööle: Söyle.
-T-
Tacik: Yakin yer isareti.
Tüüsüz: Tüyü olmayan.
Tosur: Küçük iri anlaminda.
Tosba: Kaplumbaga.
Tas: Naylon veya metal bardak.
Tuvalet: Apana, ayakyolu, hela, apteshane, kenef.
Tokuç: Çamasir yikarken kirin iyi çikmasi için çamasira vurulan agaçtan yapilan aygit.
Tünek: Tavuk siginagi.
Tengerek: Agaçtan yapilan koyun yünü veya keçi kilindan ip yapmaya yarayan aygit.
Tirlak: Amel, ishal.
Tirisci: Yalanci.
Toru: Genç agaç fidani (Çam, Ardiç).
Tene: Bugday tanesi.
Telbis: herkese karsi iyi görünmek isteyen yalanci.
Ted: Köpege uzak dur anlaminda.
Taara: Tahra.
Tek: Uslu.
- U-Ü-
Uhraçana: Bugday ekmegi yaparken Yastacin üzerine konan unun kabi.
Ümzük: Kablarin agzindan ayri açilan delik.
Ünleme: Yüksek sesle seslenmek, bagirmak.
-V-
Voyn: Yakindaki kisiye seslenmek hitap etmek.
Viyn: Uzaktaki kisiye seslenmek. (hey anlaminda).
-Y-
Yaalik: Yaglik, mendil
Yapagi: Baharda kesilen koyun tüyü.
Yakim Yakmak: Baskasi hakkinda mani ve tekerleme söylemek.
Yaba: Harman döverken çeç savurmaya yarayan tahta aygit.
Yalak: Köpegin su içtigi yer.
Yigin: Bugday destelerinin çapraz olarak siralanmasi.
Yular: Essegi çekmek için basina baglanan ip.
Yuluk: Lastik sapana tasin konuldugu yer, anasi ölmüs oglak ve kuzulari beslemeye yarayan emzik.
Yavan: Tatsiz.
Yalabik: Parlak, yalbirak.
-Z-
Zere: Bugday.
Zapiramak: Hizli kosmak.
Zibidak: Çok islanmak.
Zaamat: Zahmet.
———
———